27 Aralık 2012 Perşembe

         Atlantik kıyısındaki Avrupalı..     

PORTEKİZ.. LİZBON

Kuşbakışı lizbon


Hakkında çok araştırma yapmadan atıverdim kendimi yollarına, 4 saat sonunda bu okyanus ülkesinde alıverdim soluğu. Lizbon, Cascais ve Porto oldu duraklarım.

Sıcacık bir memleket demeyi isterdim ki evet insanları sıcacık, sokakta Türkçe konuştuğunuzda yada bir dükkanda hemen ayırt ediyorlar, Türk turistlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Ancak iklimi haziran sonu olmasına karşın rüzgarlı idi. Hatta şöyle söyleyeyim 2. gün ilk işim gidip ince bir kazak almak oldu.Rüzgarı fena...

Türkiye gibi ekonomik krizlerden nasibini aldığı için avrupadaki diğer kentlere göre oldukça ucuz bir şehir. Bu farkı otellerden, restoranlara heryerde hissedeceksiniz, bütçeniz sınırlıysa Portekiz iyi bir seçim. Bayanlar için şöyle anlatayım Mango ve Zara gibi mağazalar ispanyadan daha uygun fiyatlarla karşınıza çıkıyor.

Portekiz'den aldığım bir ayakkabı, 5 gün sonra ispanya'ya gittiğimde orada daha pahalıydı arada 9 Euro gibi bir fark vardı.

Şık bir İtalyan restoranında 18 Euro'ya bir pizza yer yanında da şişe şarap açtırabilirisiniz.(Kişi başı)

Eğer okyanusta yüzmek gibi bir hayaliniz varsa benim gibi ön bilgi (Su feci soğuk) ben asla giremedim. Zaten girebilenler finlandiya, norveç gibi ülkelerden gelen turistler ve yerel halk.

Havaalanından inip otobüse atlayarak lizbon şehir merkezine geçebilirsiniz, benim gibi bilet satınalabileceğiniz bir yer aramayın çünkü Şoföre nakit para vererek (2 Euro gibi ) yolunuza devam ediyorsunuz.

Şehir her daim tramvayların dolaştığı, geniş metro ağına sahip, dik yokuşlar ve daracık sokakların olduğu bir kent.

1- ilk işiniz Praça do Comercio yani Ticaret meydanı denen meydana gitmek olsun. En ünlü ve kalabalık meydan. Buradan gideceğiniz hemen hemen her yeri görebilmek mümkün.
Ticaret Meydanından şehrin içine açılan kapı

2- Alfama denen eski şehir daracık renkli sokakları, seramik kaplı eski binaları, cafeleri ile şehrin kimliğini çözebileceğiniz semt, mutlaka uğrayın. Ticaret meydanından yürüyerek yada otobüsle ulaşabilirsiniz. 1 yada 2 durak ileride.

3- "Fado" müziği ( Portekizde eskiden okyanusa açılan denizcilerin arkasından okunan müzik) çok ilginizi çekmesede mutlaka ALFAMA'da fado müziği dinleyin. O kadar ilginç ki, kapıdan içeri girdiğinizde küçük tahta masalar ve tabureler var, duvarlarda eski fado müzisyenlerinin resimleri, sahne! iki tahta sandalye ve tepesinde asılı duran gitarlardan oluşuyor. Mikrafon yok. Kapıda bize bilet kesen adam eli cebinde bir duvara yaslandı, biraz sonra ışıklar kapandı ve adam kendisine eşlik eden iki gitaristle çıplak sesle şarkısını söylemeye başladı. İnsanın içine dokunan bir yanı var.

Performans bitince ışıklar tekrar açılıyor ve biraz aradan sonra başka bir müzisyen devam ediyor. Performansı biten her sanatçı elinde Cd'si ile masanıza uğrayıp size satış yapmaya çalışacaktır. 
Fado Sahnesi :)
3- Şehri tepeden saran surlar İstanbul'da yaşayanlar için çok da ilginç olmayacaktır, tek güzel yanı şehri tepeden kuş bakışı çok güzel bir şekilde görüyor olmanız ancak bunu şehir asansörleriyle de yapabilirsiniz, daha ilginç bir deneyim olacaktır.

4- Denizciler anıtı hayatımda gördüğüm en büyük insan figürlerini içeren heykeldi. Ba-yıl-dım...

5- Belem bölgesi için 1 gününüzü ayırın, tramvay ile 15dk'da ulaşabilirsiniz. Belem kalesi, katedral,kraliyet sarayı (hergün açık olmuyor) burada ve gezmek tüm gününüzü alacaktır. Belem kalesi çok ama çok güzel, tıpkı masallardaki gibi, sanki deniz kıyısına yerleştirilmiş küçük bir oyuncak ilk bakışda, içerisi ise daracık merdivenleri, ilginç kuleleri ile görülmeye değer...
Belem Kalesi

Katedrali ziyaret edecek olursanız, ünlü denizci Vasco Da Gama'nın türbeside içeride :)

6- Asla Barcelona yada Amsterdam gibi kalabalık ve çok sesli bir şehir beklemeyin. Lizbon sakin, ama daha metropolleşmemiş bir şehir, kendine has bir kimliği var ve keşfederken keyif alacağınıza eminim.



7-İstanbul'a çok benziyor evet 7 tepesi, Tejo nehri üzerine kurulu 25 Nisan köprüsü, tramvayları ve Barri Alto denen Asmalımescidi ile :) Akşam yemeği içib güzel seçenekler burada ve gece gezmesiniz severseniz Barri Alto ( Barlar Sokağı) demek zaten...

8- Kalacağınız yer mutlaka "Rossio" denen Ticaret meydanına yürüyerek 5dk'lık bir mesafede yer alan semtte olsun. Hem her yere çok güzel bir yer. Burayı ve burada konaklama yaptığım Hosteli bir sonraki yazımda anlatacağım. Ancak şöyle diyeyim sadece orada bir daha kalabilmek için bile giderim Lizbon'a...

Porto ve Cascais'i daha detaylı anlatacağım.






Ticaret Meydanı


Katedraldeki Vasco da Gama mezarı

Denizci Heykelleri


Belem Kalesi içi

Belem Kalesi içi

Şehir surlarından görüntü



Alfama'dan
Rossio (Gece)

Seramik kaplı binalar (Alfama)
                                   

        

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder