30 Aralık 2012 Pazar

Alternatif konaklama seçeneği "Hostel"...


                           Konaklamanın "eğlence" hali  

Birçoğunuza cazip gelmediğinden eminim. Hatta Hostel'in ne olduğuna dair hiç fikriniz olmayabilir bile.... Aklınıza çok olumlu imajlarda gelmeyebilir ancak şöyle söylemeliyim ki evli ve çocuklu bir aile olmadığım sürece yurtdışında öncelikli tercihim her zaman hosteller olacaktır.

Otelden farkı:


1- Genellikle 2-4-6-8-10 kişilik yatakhaneler şeklinde odalara sahiptirler. Yani odanızı başka insanlarla hatta hiç tanımadığınız, bambaşka ülkelerden insanlarla paylaşırsınız. :-))) Yatakhaneler Bayan yatakhanesi- Erkek yatakhanesi ve Karma yatakhane (Kız-erkek karışık) olarak 3'e ayrılır. Karma yatakhaneler en uygun fiyatlı olanlardır.
2- Odanızda size ait kocaman bir dolap yerine kilitli ve bavulunuzun sığacağı şekilde size ait küçük bir bölmeniz olur.
3- Günlük temizlik yapılır, ancak bazen kendi çarşafınızı kendinizde değiştirmek zorunda da kalabilirsiniz. Hostelden hostele fark gösterir.
4- Kahvaltı açık büfedir ancak kendi bulaşığınızı kendiniz yıkarsınız yada bulaşık makinesine dizersiniz.
5- Otellere kıyasla 5/1 fiyatına konaklayabilirsiniz.
6-Çamaşırınız yıkamanız için bir çamaşırhane mevcut eğer üşenirseniz 3-5 euro gibi rakamlarla sizin için yıkayabiliyorlar.



Artılar:


Yukarıda yazdıklarımı okuyup yok o kadar çılgınlık bana gelmez diyebilirsiniz ama birde bunları dinleyin...

1- Şundan kesinlikle emin olmalısınız ki avrupada bu sistem çok ama çooook gelişmiş, inanılmaz konforlu, tasarım, şık hosteller mevcut. Özellikle 20-30 yaş arası, seyahat etmenin yanı sıra birçok farklı ülkeden insanla tanışarak arkadaş olmayı ve onların gezi tecrübelerini dinlemeyi isteyen herkes için hosteller biçilmiş kaftan.

2- Diyelim ki seyahatinizi tek başına geçireceksiniz kafanıza göre bir arkadaş bulamadınız hiç üzülmeyin çünkü hostellerde sizin gibi yanlız kovboy çok ve birçoğu kafasına göre bir arkadaş bulmak için hostelleri seçmiş.

3- Hostellerde sabah-öğle-akşam çoğu ücretsiz yada 5-10 Euro gibi çok uygun fiyata hostel misafirleri için turlar ve insanları kaynaştırmak için aktiviteler mevcut. Örneğin, Plaj turu, City Walk Your ( yürüme rotasıyla şehir turu) Barbekü Partisi, Gece Bar Turu gibi....Dolayısıyla hostel arkadaşlarınız aynı zamanda tur arkadaşlarınız olabiliyor ve inanılmaz keyifli vakit geçirebiliyorsunuz.

4-  Otel lobileri sıkıcıdır bunun yerine hostellerde ortak alanlar mevcut. Deri koltuklar yerine Puflar, bilardo masası, çalabilen varsa diye piyano, gitar.... Herkes belli bir saatten sonra bu alanda hoş vakit geçirebilir. 

5- Gerçekten ilginç bir deneyim bir akşam alt ranzanızda bir italyan arkadaş yatarken başka bir akşam bir japon arkadaşa iyi geceler dileyebilirsiniz.

6- Mutfaklarda yine çok uygun fiyata akşam yemeği çıkabildiği gibi, marketten alışverişinizi yapıp buzdolabı ve diğer dolaplarda bunları saklayabilir ve mutfakta kendi yemeğinizi pişirebilirsiniz. Böylece yemek konusunda inanılmaz tasarruf etmiş oluyorsunuz. Ayrıca pişirdiğiniz yemeği arkadaşlarınızla paylaşıp dostluğunuzu ilerletebilir yada sizde başka mutfakların yemeklerini deneme şansını elde edebilirsiniz.

7- Otel konsiyerjleri gibi şehrin en pahalı noktalarına yönlendirme yapmazlar, bir bilgi edinmek istediğinizde size sonuna dek yardımcı olur otel çalışanları ve size alternatif yolları sunarlar.
8- Hostellerde çift kişilik, tek kişilik oda seçenekleride mevcut ancak fiyatlar biraz daha pahalı.Yine de otellerden ucuz. 

Eksiler


1- Sonuç olarak herkes aynı saatte odaya girmek zorunda değil di mi? Gecenin 3'ünde aniden uykunuzdan sıçrayabilirsiniz. Ancak belirtmeliyim ki bu konuda genellikle birbirine saygılı herkes, ben bir keresinde geceyarısı kapı sesiyle uyandım odamdaki amerikalı kız gelmişti ve kimseyi uyandırmamak için hani şu maden işçilerinin baretleri vardır ya ışıklı onlardan takmıştı  böylece ışığı açmadan pijamalarını buldu ve usulca yattı. Ancak bu irkilmemek için geçerli bir sebep değil tabii.

2- Güvenlik konusunda takılmış olabilirsiniz sonuçta bütün paranız eşyalarınız odanızda ancak sizin kilitli dolabınızı açmak gibi bir lüksü yok kimsenin. Değerli eşyalarınızı yanınıza alacaksınız. Önceden araştırmalısınız kalacağınız hosteli, rezervasyon yaparken yorumları okumalısınız.

3- Banyolar tuvaletler ortak kullanım alanı yada odanın içinde 4 kişi aynı banyoyu kullanabiliyor bu konuda çok yine kısa bir ön araştırma yeterli olacaktır. Sonuçta bayan erkek ayrı banyolar ve giyinme kabinleri mevcut ve herkes aynı anda banyoya girmiyor.

Özetleyecek olursak, bir şehre gittiğinizde tek başına olmak, yada iki arkadaş yanlız takılmak elbette hoştur ancak canınız istediğinde bir sürü arkadaş edinebilmek, kendinizi hiç yanlız hissetmemek ve sanki o şehirde bir sürü arkadaşınız varmışçasına eğlenmek,  aynı anda farklı bir sürü kültürü birarada görmek, tanımak inanılmaz bir lüks. Bence herkes 20'li yaşlarında kaliteli bir hostelde konaklama tecrübesini tatmalı.

işte işinize yarayacak bazı siteler.
www.booking.com bu adreste fiyatsekmesinde yatakhane fiyatlarını işaretlediğinizde hosteller karşınıza çıkacaktır.

Peki benim favori Hostelim???


Bir önceki yazımda söylemiştim Lizbon'un bende yeri ayrı o şehre sadece ve sadece tekrar DESTINATION HOSTEL'de kalmak için bile gidebilirim.


İstanbuldaki tarihi Haydarpaşa Garı'nı düşünün. İşte Lizbon'un da Rossio meydanında ki tarihi tren garının içinde bu hostel, bina Sintra denilen turistlik bir kasabaya ulaşımın sağlandığı bir tren istasyonu ancak bina çok eski ve kartpostallarda bile resimleri mevcut. Zaten istasyonagirdiğinizde böyle bir binada konaklayacağınıza inanamıyorsunuz.

İçeri girdiğinizde sizi tüm güleryüzüyle iki güzel kız karşılıyor. Sanki arkadaşlarınız karşılıyor gibi önce bavulunuzu bir köşeye alıp yolculuk nasıl geçti diye soruyorlar, nerelisiniz? Benim Türk olduğumu öğrendiklerinde ikisi birden ayağa kalkıp oryantal yaptılar geçen hafta orada konaklayan 2 Türk erkek arkadaş göstermiş sağolsun, ancak kızların gönlünüde feth etmiş :)

Sonra dolap kilidinizi, havlunuzu teslim edip başlıyorlar hosteli tanıtmaya, mutfak, çamaşırhane, banyolar ve tabii ki toplu yaşamaya dair kurallarıda nazik bir dille anlatıyorlar. Sonra sizi odanıza çıkarıyorlar.

Ortak alan çok keyifli döşenmiş, mutfakda iki büyük aile masası var ve herkes birarada yemek yiyor. Sabahları o güzel kızlardan biri kendi elleriyle pancake yapıyor size. Alt katta konaklayacaksanız büyük geniş pencereleri olan odalar mevcut ve çok keyifli.

Tripadvisor'da yılın en temiz hosteli seçilmişler gerçekten de öyle her yer pırıl pırıldı.

http://www.tripadvisor.com.tr/Hotel_Review-g189158-d2209662-Reviews-Lisbon_Destination_Hostel-Lisbon_Estremadura.html

Günlük turlar ve partiler mevcut, ben katılmadım ama katılanlar gayet memnunlardı. 

Burada Avusturalyalı bir hemşire kız ile tanıştık biz zaten iki kişiydik, Georgia... Çok tatlı ve konaklama boyunca bizimle gezdi, Başka bir akşam 45 yaşlarında yine Avusturalya'lı bir bayanla tanıştık ispanyadan yürüyüş rotalı ile gelmiş, hikayesini dinlemek ilginçti.

Destination Hostel'in arka kısmı 

Hostel'in ortak kullanım alanı, üst kata çıkan merdivenlerden

6 kişilik yatakhane

Ortak kullanım alanı, oda kartım ve dolap kilidim

Tarihi Tren Garı ve hostel binası

Destination Hostel'in çatısı

Sabah Kahvaltısı, ama geç kahvaltı

Hostel arkadaşımız Georgia ile fado dinlemeye gittik

Kısacası gidin, görün, deneyimleyin derim ben...



27 Aralık 2012 Perşembe

         Atlantik kıyısındaki Avrupalı..     

PORTEKİZ.. LİZBON

Kuşbakışı lizbon


Hakkında çok araştırma yapmadan atıverdim kendimi yollarına, 4 saat sonunda bu okyanus ülkesinde alıverdim soluğu. Lizbon, Cascais ve Porto oldu duraklarım.

Sıcacık bir memleket demeyi isterdim ki evet insanları sıcacık, sokakta Türkçe konuştuğunuzda yada bir dükkanda hemen ayırt ediyorlar, Türk turistlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Ancak iklimi haziran sonu olmasına karşın rüzgarlı idi. Hatta şöyle söyleyeyim 2. gün ilk işim gidip ince bir kazak almak oldu.Rüzgarı fena...

Türkiye gibi ekonomik krizlerden nasibini aldığı için avrupadaki diğer kentlere göre oldukça ucuz bir şehir. Bu farkı otellerden, restoranlara heryerde hissedeceksiniz, bütçeniz sınırlıysa Portekiz iyi bir seçim. Bayanlar için şöyle anlatayım Mango ve Zara gibi mağazalar ispanyadan daha uygun fiyatlarla karşınıza çıkıyor.

Portekiz'den aldığım bir ayakkabı, 5 gün sonra ispanya'ya gittiğimde orada daha pahalıydı arada 9 Euro gibi bir fark vardı.

Şık bir İtalyan restoranında 18 Euro'ya bir pizza yer yanında da şişe şarap açtırabilirisiniz.(Kişi başı)

Eğer okyanusta yüzmek gibi bir hayaliniz varsa benim gibi ön bilgi (Su feci soğuk) ben asla giremedim. Zaten girebilenler finlandiya, norveç gibi ülkelerden gelen turistler ve yerel halk.

Havaalanından inip otobüse atlayarak lizbon şehir merkezine geçebilirsiniz, benim gibi bilet satınalabileceğiniz bir yer aramayın çünkü Şoföre nakit para vererek (2 Euro gibi ) yolunuza devam ediyorsunuz.

Şehir her daim tramvayların dolaştığı, geniş metro ağına sahip, dik yokuşlar ve daracık sokakların olduğu bir kent.

1- ilk işiniz Praça do Comercio yani Ticaret meydanı denen meydana gitmek olsun. En ünlü ve kalabalık meydan. Buradan gideceğiniz hemen hemen her yeri görebilmek mümkün.
Ticaret Meydanından şehrin içine açılan kapı

2- Alfama denen eski şehir daracık renkli sokakları, seramik kaplı eski binaları, cafeleri ile şehrin kimliğini çözebileceğiniz semt, mutlaka uğrayın. Ticaret meydanından yürüyerek yada otobüsle ulaşabilirsiniz. 1 yada 2 durak ileride.

3- "Fado" müziği ( Portekizde eskiden okyanusa açılan denizcilerin arkasından okunan müzik) çok ilginizi çekmesede mutlaka ALFAMA'da fado müziği dinleyin. O kadar ilginç ki, kapıdan içeri girdiğinizde küçük tahta masalar ve tabureler var, duvarlarda eski fado müzisyenlerinin resimleri, sahne! iki tahta sandalye ve tepesinde asılı duran gitarlardan oluşuyor. Mikrafon yok. Kapıda bize bilet kesen adam eli cebinde bir duvara yaslandı, biraz sonra ışıklar kapandı ve adam kendisine eşlik eden iki gitaristle çıplak sesle şarkısını söylemeye başladı. İnsanın içine dokunan bir yanı var.

Performans bitince ışıklar tekrar açılıyor ve biraz aradan sonra başka bir müzisyen devam ediyor. Performansı biten her sanatçı elinde Cd'si ile masanıza uğrayıp size satış yapmaya çalışacaktır. 
Fado Sahnesi :)
3- Şehri tepeden saran surlar İstanbul'da yaşayanlar için çok da ilginç olmayacaktır, tek güzel yanı şehri tepeden kuş bakışı çok güzel bir şekilde görüyor olmanız ancak bunu şehir asansörleriyle de yapabilirsiniz, daha ilginç bir deneyim olacaktır.

4- Denizciler anıtı hayatımda gördüğüm en büyük insan figürlerini içeren heykeldi. Ba-yıl-dım...

5- Belem bölgesi için 1 gününüzü ayırın, tramvay ile 15dk'da ulaşabilirsiniz. Belem kalesi, katedral,kraliyet sarayı (hergün açık olmuyor) burada ve gezmek tüm gününüzü alacaktır. Belem kalesi çok ama çok güzel, tıpkı masallardaki gibi, sanki deniz kıyısına yerleştirilmiş küçük bir oyuncak ilk bakışda, içerisi ise daracık merdivenleri, ilginç kuleleri ile görülmeye değer...
Belem Kalesi

Katedrali ziyaret edecek olursanız, ünlü denizci Vasco Da Gama'nın türbeside içeride :)

6- Asla Barcelona yada Amsterdam gibi kalabalık ve çok sesli bir şehir beklemeyin. Lizbon sakin, ama daha metropolleşmemiş bir şehir, kendine has bir kimliği var ve keşfederken keyif alacağınıza eminim.



7-İstanbul'a çok benziyor evet 7 tepesi, Tejo nehri üzerine kurulu 25 Nisan köprüsü, tramvayları ve Barri Alto denen Asmalımescidi ile :) Akşam yemeği içib güzel seçenekler burada ve gece gezmesiniz severseniz Barri Alto ( Barlar Sokağı) demek zaten...

8- Kalacağınız yer mutlaka "Rossio" denen Ticaret meydanına yürüyerek 5dk'lık bir mesafede yer alan semtte olsun. Hem her yere çok güzel bir yer. Burayı ve burada konaklama yaptığım Hosteli bir sonraki yazımda anlatacağım. Ancak şöyle diyeyim sadece orada bir daha kalabilmek için bile giderim Lizbon'a...

Porto ve Cascais'i daha detaylı anlatacağım.






Ticaret Meydanı


Katedraldeki Vasco da Gama mezarı

Denizci Heykelleri


Belem Kalesi içi

Belem Kalesi içi

Şehir surlarından görüntü



Alfama'dan
Rossio (Gece)

Seramik kaplı binalar (Alfama)